logo

19 Temmuz 2018

ORMANCILIK CAMİASININ GELECEĞİ

Orman Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı Birleşti mı? Yoksa Orman Bakanlığı Tarım Bakanlığına Bağlandı mı?

Referandumla milletçe tasdik olunup 24 Haziran 2018 Cumhurbaşkanlığı Ve Genel Seçimleri ardından yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminin ilk Bakanlar Kurulu özel sektör ve bürokrasiden 16 Bakanlığa bakan atanmasıyla oluşturuldu. Sonuç olarak 2011 yılında bakanlıkların yeniden yapılandırılmasıyla oluşturulan Orman ve Su İşleri Bakanlığı yerine 2018 Temmuz ayında Tarım Ve Orman Bakanlığı kuruldu. Tarım ve Orman Bakanımız olarak 10 Temmuz 2018 Salı günü görevi devralıp başlayan Sayın Dr. Bekir Pakdemirli’ye başarılar diliyor cenabı haktan kolaylıklar diliyorum. Tarım ve ormancılık politikalarımızı 2023'e, 2053'e, 2071'e beraber taşıyacağız inşallah…

Bazı tecrübeli abilerimiz ormancılık camiasının büyük tarım sektörü içeresinde yok olacağını dile getirdikleri için ilk önce kendim için bir yazı kaleme aldım. Uzun yıllardır OGM, DKMP, ÇEM, Özel Sektör, Akademi, Oda, Ormancılık Dernek ve Vakıfları, çeşitli bağımsız uzmanları takip eden biri olarak umarım bir yanlışlık yapmamışımdır. Esasen sulama işleri ve tarımsal üretim hizmetleri yani su ile toprak birleştirilmek istenmiştir0l . Şimdilik ana bina Eskişehir Yolu Bulvarındaki bina olarak görünüyor. Merkesi hizmet birimleri o binaya taşınıyor. Sen sayfası olarak www.tarim.gov.tr kullanılır oldu. Diğer yandan OSİB twitter sayfasına mülga ifadesi eklenirken @TCtarim sayfası aktif kullanılıyor. Bakanlık logosu şimdilik aşağıda taktim ettiğim gibi görünüyor.

Tarım sektörünün çeşitli meziyetleri olmasına karşın ormancılık sektörü ve kurumlarının çok önemli meziyetleri olduğunu dile getirebiliriz Bu noktadan şuna dikkat çekmek isterim ormancılık birimlerinin ve personelinin eşi bulunmaz dinamizmi ve benzersiz kurumsal disiplini çok önemlidir. Ormancılık personelinin sahadaki canlılığı ve bilgisi tüm sektörler ve kurumlar içerisinde dikkat çekmektedir. İşçisinden şefine, şefinden amirine ve uzmanına kadar karış karış adeta avucunun içi gibi arazi bilgisi oldukça ileri bir seviyede olduğumuzu göstermektedir. Eğer bir yerde talep veya sorun varsa o talep veya soruna en yakın olan çözüme en yakındır. Öyle arazi bilgisi ve kaabiliyeti olmadan burokrasiyle bu işler çözüme kavuşmaz. Ormancılar bu anlamda yola 1-0 önde başlıyorlar. Arı gibi çalışan bir hiyerarşi ile yeni Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine en uygun kurumlar ormancılık camiasındadır.

Sadece son zamanlarda toplumun hassasiyetlerini ve duyarlılığına uygun hareket etmekten öte geçerek ormancılık birimlerini iş yapamaz hale getirilmesi ve tüm enerjisini orman yangınlarıyla mücadeleye harcaması meslek camiasınca tartışma konusu olmaktadır. Fakat yakın zamanda görüldü ki yangın büyümeden söndürülür. Bu konuda dünyaya örnektir.

Ormancılığın En Önemli Yapısal Sorunu
Ormancılığın en önemli yapısal sorunu kamuda amirlerin bilgi sistemlerine az güvenmesidir. Bir tıkla elde edilebilecek bilgiler resmi yazıyla en küçük birim olan işletme şefinden istenilmek ve gereksiz bürokrasi ve iş üretilmektedir. Orbis tam anlamıyla hayata geçirilip uygulandığında umarız ki birçok gereksiz iş kendiliğinden olmayacaktır. Fakat ilk önce teknolojiye karşı direncimizi kırmalıyız. Bu arada dairede neden bazı sen sayfalarına erişim kısıtı var hiç anlamış değilimdir. Mühendis adamın kafasında yüzlerce soru ve merak vardır ki arayıp bulması için websayfalarının açık olması gerekiyor.

Diğer bir yapısal Sorun da ormancılık özel sektörünün var olduğunun kabul edilmeyişi ve tamamen özgüven eksikliğidir. Bir-çok ormancılık uzmanı ormancılık sektörünün sadece kamu hizmetlerinden olduğunu kabul eder ki halbuki özel sektörde de bir is hacmi oluşmuştur. Ormancılık firmaları da aşağıda belirtilen konuların çoğuna yabancıdır. Üçüncü yapısal sorunu olarak da ormancılığın birimlerinin koordinasyona olan negatif yaklaşımıdır.

Hangi Konular Üzerinde Çalışmalı
Bu tartışmaya benzer bir örnek vererek yazımıza devam edelim. Hemen hemen her dönem Turizm sektöründe kültürün yok olacağı dile getirilir. Fakat kültürel varlığımız ve kültür adamlarının varoluşu buna nispeten var engel olur. Ormancılık sektörü de kendine başarı hikâyesi olan insanlar/kurumlar/firmalar üretmesi ve doğa kültürü ve/veya çölleşme eğitimi konularına eğilmesi, Millî Türk Bahçesi(Millet Bahçesi/Park Orman) ve Kanal İstanbul peyzajı konularında etkin ve yetkin bilirkişiler yetiştirilmesi, Afrika uzmanları yetiştirmesi gibi çalışmalar yürütmek zorundadır. DSİ gibi güçlü bir öncüsü olan Su sektörü ile uzun yıllar beraber çalışmasıyla önemli kazanımlar elde etmiştir. Bunun faydasını bundan sonra daha fazla görecektir.

Gıda temini arz güvenliği ve doğrudan hane etkisinden dolayı  tarım sektörünün ürün ve hizmetleri şüphesiz önemlidir. Fakat bazı ülkemize özgü sorunları (teknolojik eksiklikleri, istihdam ihtiyacı, göç varlığı, zor arazi yapısı gibi coğrafi özellikleri,... gibi) olmasından dolayı diğer sektörlerle entegre çalışmak  zorundadır. Diğer yandan üniversitelerde aynı fakültede olan orman, peyzaj mimarlığı, orman endüstri  bölümleri sektör içinde daha fazla bütünleşik ve eşgüdüm içinde olmalıdır. Özel sektörün önemini defaten altını çizmek gerekmektedir. Orman Mühendisleri Odası güzel bir sektör arama konferansı(ćalıştayı) yaptı. Bu çalışmanın raporu yayınlanacaktır.

Sürdürülebilir yapacak ve yakacak odun üretimi, nitelikli tohum ve boylu fidan üretimi, tarla ve yol kenarı ağaçlandırması, tarımsal ormancılık, kırsal vatandaşın küçük işlerini çözmeyi içeren Havza Rehabilitasyon Projeleri, gıda ormanı, ekoturizm, kent ormancılığı, en büyük karbon emisyonu sağlayan toprakla ilgili Toprak Karbonu çalışmaları, yapay zekâ içeren Arazi Bilgi Sistemleri, Kırsal kalkınma ve Kırsal Dönüşüm(Kırsal Rönesans), Afet Öncesi Projeler(sel, çığ, heyelan, taşkın, su/rüzgar erozyon, taş yuvarlanması) gibi konular konuşulmalıdır.

Sonuç yerine şunu ifade etmeliyiz ki ormancılık konusunda topluma mal olacak Orman Doğa Çölleşme konularında başarı hikâyesi olan adamlar yetiştirmeliyiz. Arazi bilgisini insana dokunacak şekilde anlatabilmeli ve diğer yandan teknolojik alt yapımızla bunu sayısallaştırabilmeliyiz. Katılımcılığı esas alan havza bazlı Rehabilitasyon Projeleriyle hem arazi ıslah çalışmaları ve hem de kırsal vatandaşın küçük işlerini çözmek ormancılar ve tarımcılar için daha da önem kazanacaktır, bunun üzerinde durulmalıdır.

Orman Yüksek Mühendisi
Mustafa Çetin

26 Haziran 2018

Kaplıca Baldo ve İğne Oyası Şehri Gönen

Gönen Balıkesir’in bir ilçesidir. Balıkesir’e 104 km uzaklıkta olup Bandırma ve Edremit'ten sonra çevre ilçelerden 3. büyük ilçedir(73 bin) ve Bandırma’ya 45 km uzaklıktadır. Milattan sonra 2. yüzyılda Şehrin adı 'thermi' mi yani "sıcak su şehri" olarak geçmektedir.

Gönen, Kaplıca ve baldo pirinç şehridir.

İlçe arazisi, genellikle ovalık ve dağlıktır. İlçe merkezinin, deniz seviyesinden yüksekliği: 33 metredir. Kaz dağlarından doğarak, ilçe merkezinden geçen “Gönen çay”ı, Marmara Denizine dökülür. Kaplıca sularının oranının yüksek olması nedeniyle, bu sular gerek şifa bulmak amacıyla ilgili tesislerde kullanılıyor ve gerekse, Gönen ilçesi içindeki 2500 civarındaki konutun ısıtma işlevlerinde jeotermal enerji olarak kullanılıyor.

TARİH KÜLTÜR
1877 yılları arasındaki Osmanlı-Rus savaşı sonrasında ise, #Balkanlar ve #Kafkaslardan gelen çok sayıda Türk göçmen, bu yöreye yerleştirilmişlerdir.

Ömer Seyfettin, 1884 yılında Gönen’de doğmuş, çocukluk ve gençliğinin ilk dönemleri burada geçmiştir. Bunun sonucunda ise: her yıl, Mart ayının ilk haftasında “Ömer Seyfettin Kültür Sanat Haftası” düzenlenmektedir.
Bölgede 1885 yılında Belediye teşkilatı kurulur. 1920 yılındaki Yunan işgali, 1922 tarihinde sona erdirilir. 1953 yılında ise Gönen’de büyük bir deprem meydana gelir ve 300 civarında insan ölür.

NEREYE GİDİLİR?
Ekşidere Dağ Ilıcası (Termal Turizm Merkezi):Gönen merkezine 10 km uzaklıkta Ekşidere köyünde bulunmaktadır. Deliçal Dağının eteklerinde yer alan bu kaplıcanın en önemli özelliği şifalı sularının hiçbir işlem görmemiş olmasıdır. Eşkidere Dağ Ilıcasına 2 km uzaklıkta Soğuk Su Ilıcası bulunmaktadır. Güzellik kaplıcası olarak anılan bu kaplıcanın suyu cilt ve romatizmalı hastalıkların tedavisinde etkilidir. Ayrıca yüzdeki sivilce ve kırışıklıklara da iyi gelmektedir.

Gönen Şehir Parkı: İlçe merkezinde bulunan park; 1953 yılında depremden sonra burada taşınan tarihi mezarlığın yerine yapılmıştır. Gönen çayının aktığı ve içinde asırlık çınar, söğüt, ıhlamur ve kestane ağaçlarını barındıran muhteşem bir parktır. Tüm termal tesislerin, pansiyonların, yöreye özgü iğne oyalarının satılan tezgahların ve yürüyüş yollarının bulunduğu görülmesi gereken bir parktır. Yemyeşil bu parkta keyifli zamanlar geçirebilirsiniz.

Dereköy Vadisi; Bandırma Gönen arasında Dereköy de ki Yeşil Vadide güveçte balık keyfi yapılabilir ve temiz oksijenin den faydalanabilir.

NE ALINIR?
Oya Pazarından; IĞNE OYASI
Dantel, kasnak nakışları vs. gibi elişleri yanında, sadece iğne ile yapılan ve muhteşem el emeği, göz nurun ve özveri isteyen sanat ürünleridir.

GÖNEN BALDO PİRİNCİ:
Baldo, iri ve dolgun taneli pirinç anlamına gelmekte ve Ilık suda yetişirmekte zengin toprakları sevmektedir.

NE YENİR?
🍲höşmerim tatlısı
🌲Güveçte kaşarlı alabalık
🧀Kelle peyniri


18 Haziran 2018

Osmanlı’da Türk Bahçe Sanatı(Bölüm-4)


Osmanlı’nın en güzel Türk Bahçesi örneklerini İstanbul’da boğaza nazır bölgelerde görülür. Diğer yandan Minyatür ve Çini Eserlerde Türk Bahçe Sanatının özelliklerini görmek mümkündür. Saray Bahçeleri ve Kasırlarda halen örnekleri görüleceğini dile getirebiliriz. Akdeniz ülkesi olmamız hasebiyle Türk Bahçe Sanatı kendini geliştirecektir.

Selçuklular zamanında olduğu gibi Osmanlı Devleti’nde de bahçeler ve çiçekler hayatın her safhasını süslemeye devam etti. Çiçekler yalnız bahçeleri değil Osmanlı sanatının her türünü süsledi. Kitaplarda, çinilerde onlarca çiçek motifi kullanıldı. Padişahların kaftanlarında, gömleklerinde, askerlerin miğferlerinde, at başlıklarında lale motifleri kullanıldı.

Muhakak ki 1453'te İstanbul’un Fetihi’nden sonra Türk Bahçe Sanatının yeni gözde mekânı İstanbul'du. İstanbul'un her tarafında padişahlar için düzenlenmiş hasbahçeler vardı. Avrupa'da bahçe nedir bilinmezken padişahlar göz alıcı hasbahçelerde devlet işlerinin yorgunluğunu üzerlerinden atarlardı.
Adeta İrem Bağı; Has Bahçeler
Güzellikleri genellikle “İrem bağı gibi” diye tasvir edilen Osmanlı Hasbahçeleri’nin, yani padişaha ait olan bahçelerin başında saraylar gelir.
Osmanlı padişahının bahçeleri ne İslâm ne de Avrupa bahçelerine benzer. Osmanlı bahçeleri son derece özgür bir şekilde gelişim imkânına sahip olan mekânlardır. Kale içinde, bol suyu olan Bursa şehrindeki saray bahçesi, nehirler arasındaki özel bir alanda yaratılmış olan Edirne Yeni Saray bahçesi, üç taraftan denizle çevrili bir tepeden aşağı doğru yayılan Topkapı Sarayı bahçeleri, Marmara Denizi’ne biraz yüksekten bakan Üsküdar Sarayı bahçeleri veya Haliç kıyılarıyla Boğaziçi kıyılarındaki, sırtlarını tepelere dayamış olan ya da Küçüksu, Kâğıthane gibi dere kenarlarında suyun keyfini çıkaran Hasbahçeler bu özgür şekillenişin en güzel örnekleridir.
Türk Bahçe Sanatının altın Devri; Lale Devri
Osmanlı, İstanbul Boğazı ve Haliç kıyılarında üstün eserler verdiren bir dönem olarak boşuna Lale Devrini yaşamamıştır. İstanbul'da ki Türk Bahçe Sanatının en güzel örneklerinden olan Has Bahçelerin dışında dışında Çatalca, Silivri, Florya, Langa, Karabali (Kabataş'da), Kâğıthâne, Karaağaç (Sütlüce'de), Aynalıkavak, Ihlamur, Beşiktaş, Çırağan, Bebek, Baltalimanı, Emirgân, Kalender, Büyükdere, Fenerbahçe, Üsküdar, Beylerbeyi, Kuleli, Kandilli, Göksu, Çubuklu, Tokatköy, Beykoz ve Sultaniye bahçeleri vardı.

Millet Bahçeleri ve Doğa Kültürü Eğitimleri üzerine yazımız devam edecek. 

Millet Bahçesi nedir? (Bölüm-1): https://t.co/jROMrvPVDG

Doğada Nesli Tükenen İnsan İçin; Millet Bahçeleri (Bölüm-2): https://t.co/5QWUlE9J4n

Millet Bahçesinde Neler Olacak? (Bölüm-3); http://www.cetinadam.com/2018/06/millet-bahcelerinin-icindekileri-bolum-3.html?m=1

12 Haziran 2018

MİLLET BAHÇELERİNİN İÇİNDEKİLERİ (Bölüm-3)

Millet Bahçelerinin en önemli türü ağaçlardır. Daha sonra çiçekler, su yapıları ve özellikli mekan ve özel alanlardır. Tarih ve kültürümüzde eşsiz yeri olan tür ve sanat yapılarıyla bezenmelidir. Önce doğa kültürü konusunda zevki selim sahibi olmalıdır ve doğa kültürü eğitim turlarına düzenlemeli yada katılmalıdır.

AĞAÇLAR
·         Çınar (Devlet),
·         Servi (Ahiret),
·         Zeytin (Kutsiyet),
·         Meşe, Fıstık Çamı, Salkım Söğüt Ve Erguvan (Estetik),
·         Ihlamur Ve İğde (Koku),
·         Meyve ağaçları; Nar, elma, armut, badem, kiraz, hurma( trabzon), ayva, bahar dalları

ÇİÇEK, İçinde koku bahçesi ve şifalı bitkiler bölümü olmalıdır.
·         Gül (Muhammedi),
·         Lale (Tevhidi),
·         Sümbül (Tasavvufi),
·         Ak zambak, (soğanlı çiçekler) şakayık ve karanfil,
·         Mor Salkım (Mevlevi), Leylak,
·         Mahalli, yerli ağaç, bitki ve çiçekler; Karadeniz' de orman gülleri, Akdeniz’de maki vejetasyonundan zambakgiller… vs. olmalıdır.
·         Asma Bahçelerinde Üzüm Cinsleri olmalıdır.

SU YAPILARI;
·         Akar su, çağlayanlar, kaskatlar, selsebiller,
·         Fıskiyeli havuzlar,
·         Nilüfer Havuzları,
·         Maslaklar ve Su Yolları,
·         Kitabeli içme suyu çeşmeleri sanat yapıları yerleştirilmelidir.
MEKAN VE ÖZEL ALANLAR
·         Namazgah,
·         Şadırvan,
·         Çardaklı Bahçe Köşkü,
·         Camekanlı Kış Bahçesi (Limonluk),
·         Bahçe Kitaplığı Ve Sergi Salonu; Bahçe, ağaç, çiçek (flora) kitapları bulunmalıdır. Ayrıca kutsal kitaplardan ve şiirlerden seçmeler, sanatta hatlar, çiçekli ebrular vs ile ağaç, çiçek, böcek üzerine musiki eserler bulunmalıdır.
·         Çiçek, Fidan Tanıtım Ve Satış Yeri,
·         Eğitim Amaçlı Hizmet Yeri gibi özellikli mekan ve özel alanlar meydana getirilmelidir.

Tanzimat’tan sonra batı bahçe peyzajı tarzı içeresinde yurdumuza gelmiş, manolya, at kestanesi, palmiye, mimoza, akasya, sakura, pavlonya, lale ağacı, porsuk, ortanca… vs ağaç ve çiçekler (mesela lavanta, melissa, tobira) bu bahçelerde yeri ve önemi daha sonraki bir yazımızda ele alabiliriz. Tüm türler bir arada bir botanik bahçesi olarak ayrı birim kurulabilir. Bu kadar zengin bir bahçeyi anlamak için mevcut olan bahçeleri incelemek ve öğrenmek için Doğa Kültürü Eğitim Turları İçin Bizimle İletişime Geçebilirsiniz; 054434244883
Millet Bahçeleri ve Doğa Kültürü Eğitimleri üzerine yazımız devam edecek.
Orman Yüksek Mühendisi
Mustafa Çetin
Bilge Nesil Gençlik Bilişim Sanat Turizm Derneği
Ekoturizm ve Doğa Kültürü Eğitimleri Projesi


8 Haziran 2018

Doğada Nesli Tükenen İnsan İçin; Millet Bahçeleri (Bölüm-2)


Milli Türk Bahçe Sanatının en önemli nüvesi olacak olan Millet Bahçelerinin ana amacı ve felsefesi betona boğulmuş, yüksek binalarla sarılmış şehirlere bir nebze olsun nefes aldırmak ve insanı doğayla buluşturmaktır. ‘Doğada Nesli Tükenen En Önemli Tür, İnsandır. Doğada kaybolan insanlığı doğayla buluşturmalıdır. Doğa Kültürü Eğitimleri yapılmalıdır.

Millet Bahçeleri ile şehir dışındaki ormanlara gidemeyenlerin (milletin) yanına, ayağına, yani şehir merkezlerine Millet Bahçesinde ağacı ve çiçeği getirmektir.

Eski dönemlerde İstanbul’da Gülhane, Sadabad, Has bahçeler, Paşa bahçeleri, Karabali, Feridun Bey Bahçesi, Emirgan, Kuleli, Yıldız, Çubuklu, Fenerbahçesi en güzel örneklerdir. Anadoluda yine Millet Bahçeleri olarak Hıdırlıklar, Mesire, Seyran Bağları, Hevsel Bahçeleri sıralanabilir.

Dünya’dan örnekler vermek gerekirse; Londra'da Kew Gardens 250 yıl önce yapıldı, Newyork'da The Central Park bu sene 160. yılını kutladı, Paris Boulogne Ormanlarında Bagatelle Parkı pek güzel örnektir. Türk Bahçeciliği yanında Endülüs Bahçeciliği, Hint (Babür) Bahçeciliği Ve İngiliz Bahçesi gibi bahçe kültürleri de önemlidir.

piknik alanları, park, bahçeler, seyfiyelikler, botanik parkları, arboretum, kent ormanları, koruluklar, bostanlar, gıda ormanları, bağlar farklıdır. Millet Bahçesi ise bunların hepsinden farklıdır.
Millet Bahçeleri ve Doğa Kültürü Eğitimleri üzerine yazımız devam edecek.

Orman Yüksek Mühendisi
Mustafa Çetin

Bilge Nesil Gençlik Bilişim Sanat Turizm Derneği
Ekoturizm ve Doğa Kültürü Eğitimleri Projesi

5 Haziran 2018

Millet Bahçesi nedir? (Bölüm-1)

Bu yazı dizimizde Milli Türk Bahçe Sanatının en önemli nüvesi olacak olan Millet Bahçeleri ve Doğa Kültürü Eğitimleri konularını ele alacağız.

Tarih ve kültürümüzde kamu, özel ve sivil toplum(gönüllü/vakıf) çalışmaları şehir medeniyetini inşa etmiştir. Milli Türk Bahçeciliği de Anadolu’da şekillenmiş ve konar göçer toplumdan çıkan milletimizin önemli bir ihtiyacını gidermiştir. Millet bahçelerinin Bursa, Eskişehir, Trabzon, Gaziantep, Konya, Samsun ve Ordu'da inşa edileceği de dile getirilmişti.

Millet Bahçesi; şehirlerde halkın kullanımına hizmet eden ve modern hayattaki parklar, eski kültürümüzdeki seyran bağları ve seyfiyelikleri (mesire yada piknik alanlarını) içeren insanımızı doğa kültürü ile buluşturan özel alanlara denir. Millet Bahçesi, hem seyirlik yerler, hem rayiha (koku), hem de doğal musiki (su ve kuş sesi) ihtiva eder.

Şehir medeniyetinin önemli bir köşesini inşa edilmesi piknik alanları, park, bahçeler, seyfiyelikler, botanik parkları, arboretum, kent ormanları, koruluklar, bostanlar, gıda ormanları, bağlar gibi isimlendirmeler yanında cami, okul gibi kamu alanlarının yeşillendirilmesi de önemlidir.  Fakat bu alanların hepsi birbirinden farklıdır. Bu alanların hepsi kültürümüze göre anlamlandıracak olan ağaç, çiçek ve su yapıları, köşk, kamelya, namazgah ve sanat içeren temalar yerleştirilmelidir. Millet Bahçesinin içindekiler bölümünü başka bir yazımızda bahsedeceğiz.

Kimler Millet Bahçesinde Görev Almalı?

Öyle bir millet bahçesi olsun ki Mimarlar en güzel şaheserler ortaya çıkarsın, sanatçılar estetik bir eda ile çalışsın, şairler şiirler yazsın, Mühendisler altyapısını ve su tesislerini kursun, ormancılar en nadide orman ağaçları ile bezesin, biyologlar en güzel bitkileri yerleştirsin, rehberler bu millet bahçesinin kültürümüzdeki ve milli Türk bahçe geleneğindeki yerine anlatsın bize, hiçbir şey bilmeyen de öğrensin ve veya öğrenmeyi teşvik etsin.

Millet Bahçeleri ve Doğa Kültürü Eğitimleri üzerine yazımız devam edecek.
Orman Yüksek Mühendisi

Mustafa Çetin
Bilge Nesil Gençlik Bilişim Sanat Turizm Derneği
Ekoturizm ve Doğa Kültürü Eğitimleri Projesi

17 Mayıs 2018

ÇÖLLEŞME VE ARAZİ TAHRİBATINA KARŞI İŞBİRLİĞİ MODELİ


ÇÖLLEŞME VE ARAZİ TAHRİBATINA KARŞI İŞBİRLİĞİ MODELİ

 1.      Mustafa ÇETİN, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü, cetin516@gmail.com;
2.      Benül Topuzoğlu, Öz Orman İş Sendikası;
3.      Süleyman Çetin, Bilge Nesil Gençlik Bilişim Sanat Turizm Derneği;

Özet (Bu yayın 2017 TOD Ormancılık Kongresinde de yayımlanmıştır.)

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) kapsamında 2030 yılına kadar erişilmesi öngörülen, geniş tabanlı, evrensel ve sürdürülebilir kalkınma kapsamında yoksulluğun yok edilmesi, eşitsizliklerle mücadele ve çevrenin korunması amacıyla 17 madde belirlenmiştir. Bu hedefler için tüm sektör, kurum ve ülkelerin çalışmalar yapması benimsenmiştir. Çölleşme ile mücadele, arazi tahribatının dengelenmesi ve ağaçlandırma çalışmalarında önemli başarıları olan Türkiye, Çölleşmeyle Mücadele 12. Taraflar Konferansı (AnkaraCOP12)’na ev sahipliği yapmıştır. Arazi Tahribatının Dengelenmesi hedefleri hem SKH ve hem de Ankara COP12 hedef ve çıktılarında önemli bir yere sahiptir.

Bu gönüllü hedeflere ulaşmak, ilgili STK’ların kurumsal kapasitesini arttırmak ve gençlik hedef kitlesi için çölleşme ve iklim değişikliği konularında farkındalık oluşturmak ve kapasite artırım çalışmaları yapılması amacıyla bir platform kurulmuştur. Bu Platformun amacına vizyonuna ve misyonuna ilgi duyan dernekler, vakıflar, sivil toplum kuruluşları (STK), kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör unsurları, akademik kuruluşların katılımına açıktır. Bu çalışmada çölleşme ve arazi tahribatına karşı işbirliği modeli çalışmaları aktarılacaktır. Diğer yandan çalışmada SKH ve Ankara COP12 hedef ve çıktılarına atıf yapan Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu çalışmaları raporlanacaktır.

Anahtar Kelimeler: Çölleşme, Çölleşmeyle Mücadele, Gençlik Platformu, Kalkınma, İşbirliği

1. Giriş

1. 1. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri


Geniş tabanlı, evrensel ve sürdürülebilir kalkınma kapsamında yoksulluğun yok edilmesi, eşitsizliklerle mücadele ve çevrenin korunması amacıyla 2030 yılına kadar erişilmesi öngörülen 17 ana hedeften oluşan Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, tarihi Birleşmiş Milletler Zirvesinde 193 üye ülkenin oybirliği ile kabul edilmiştir.

Ülkeler ve uluslararası toplum için yeni bir dönemin kapılarını açan sürdürülebilir kalkınma hedefleri ile her ülke, yoksulluğun ana nedenlerini ortadan kaldırmak, ekonomik büyümeyi ve refahı desteklemek ve halk sağlığı, eğitim ve sosyal ihtiyaçları karşılamak için adımlar atarken, aynı zamanda çevrenin korunması için de önlemler alacaklardır (URL- 1).

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Genel Kurul kararını takiben yaptığı açıklamada; “Bu yeni gündem, liderlerin tüm insanlar için verdiği bir sözdür. Kim nerede olursa olsun herkesin hedeflere ulaşılmasına katkı sağlaması gerekmektedir.” Söz konusu 17 hedefin insanlar ve dünya için yapılacak işler listesi olması gerekmektedir (URL- 2).

1. 2. Çölleşme ve Arazi Bozulumu


1992 Rio Zirvesi’nde ortaya çıkan Sürdürülebilir Arazi Yö­netimi (SAY) yaklaşımı, doğal kaynakları, potansiyellerini ve çev­resel işlevlerini koruyarak kullan­mayı öngörmektedir. Günümüzde 250 milyondan fazla insanın doğrudan çölleşme ve kuraklıktan etkilendi­ği düşünüldüğünde, arazi tahriba­tının önlenmesi, azaltılması ya da dengelenmesi ile tahribata uğramış arazilerin iyileştirilerek yeniden kul­lanıma sokulmaları önemli çözüm araçları haline gelmektedir. Toprağın 1 cm sinin oluşabilmesi için değişen toprak yapan faktörlerin etkisi altında 200 yıldan fazla bir sürenin geçmesi gerekmektedir (Çanga, 1995). Şehir merkezi etrafındaki verimli araziler ciddi tehdit altında bulunmaktadır (Açıksöz vd., 2005).

Toprağın değeri ve mevcut toprakların korunması gereği oluşum süresinin uzunluğunun yanında, özelikle Türkiye’de tarıma açılacak yeni arazilerin bulunmaması, hızla artan nüfus göz önünde bulundurulduğunda daha iyi anlaşılmaktadır. Toprak istenildiğinde üretilemeyen fakat çok kolay kaybedilebilen kısa sürede yenilenemeyen doğal kaynaktır.

Çoğunlukla insan aktiviteleri kaynaklı, rüzgâr ve su erozyonu, toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik veya ekonomik özelliklerinin kötüleşmesi, doğal vejetasyonun kaybolmasına arazi bozulumu denmektedir. Çölleşme ise Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesine (UNCCD) göre, genellikle kurak, yarı kurak ve yarı nemli arazilerde arazi bozulumu olarak ifade edilmektedir. Kişi başına düşen kurak alan miktarı 1960’da 0,23 hektar iken günümüzde 0,39 hektara çıktığı tahmin edilmektedir.

Rio Zirvesi birbirini tamamlayan ve bir bütüne hizmet eden hedefler içeren üç Bir­leşmiş Milletler (BM) sözleşmesinin (Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi- UNCCD), İklim Değişikliği Çerçe­ve Sözleşmesi-UNFCCC) ve Biyolo­jik Çeşitlilik Sözleşmesi-UNCBD) doğumuna ev sahipliği yapmıştır. Bu üç sözleşmeye Rio Sözleşmeleri denilmektedir. Bu sözleşmelerden UNCCD’ye ta­raf olan 195 ülke Ekim 2015’de Ankara’da 12. Taraflar Konferansı’nda bulunmuş Çölleşme konusunun sadece Afrika olmadığı bilakis Arazi Tahribatının Dengelenmesi (ATD) hedefleriyle sorunun tüm dünyayı kapsadığı vurgulanmıştır. Diğer yandan Afrika, Güney Ekvator, Güney-Doğu Asya ve Güney Çin özellikle bozulmanın yoğun olarak görüldüğü alanlardır (Bai et al. 2008).

Arazi bozulumun ekonomik sonuçlarını tam olarak hesaplanmasa da, Nijer’de yapılan bir çalışma ile arazi bozulumu sebebi ile Nijer’in GSYİH’nın %22 oranında azaldığı tespit edilmiştir.

İnsanlığın karşılaştığı en büyük zorluklardan biri olan gıda güvenliği konusudur ve günümüzde 7 milyar olan 2050’de 9 milyara ulaşacak olan nüfusun gıda temini konusunu gündeme taşımaktadır. Bu sebeple; iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, toprak ve arazi tahribatı ve doğal kaynakların bozulumu gibi tehditlerle giderek büyümektedir  (URL-3).

Günümüzde 250 milyondan fazla insanın doğrudan etkileyen çölleşme ve kuraklığa karşı çözüm araçları; Sürdürülebilir Arazi Yönetimi (SAY) yaklaşımı, Arazi Tahribatının Dengelenmesi… gibi yaklaşımlardır. Bu yaklaşımları geliştirmek amacıyla Sivil toplum Kuruluşları çalışmalar yapmak ve tecrübelerini birbiriyle paylaşmaları gerekmektedir.

 Çevre korunması, dezavantajlı gruplara sosyal hizmetlerin sağlanması, enerji verimliliği konularında STK Platformları geliştirilmeli; STK Ağı Gelişim Modeli (ilerleme planı) oluşturulmalı; Platformların birlikte öğrenmeye, bilgilendirilmeye ve paylaşmaya açık olması gerekliliği; Yönetim ve finans konusunda güvenin tesis edilmesi gerekmektedir.” (Anonim, 2016).

2. Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu  

Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu Genel Sekreterliği resmi olmayan bir mutabakat metniyle Çölleşmeyle Mücadele 12. Taraflar Konferansı esnasında yapılan Yan Etkinlik Programında yakalanan sinerjiyle kurulmuştur.

İlgili üye STK’ların kurumsal ve gençlik hedef kitlesi için çölleşme ve iklim değişikliği konularında “ilgili gençler başta olmak üzere, orman, çevre, ziraat, toprak, biyoloji, doğa bilimleri… gibi bölüm gençlerinde/öğrencilerinde” farkındalık oluşturmak ve kapasite artırım çalışmaları yapılması amacını taşımaktadır. Platformun amaç, vizyon ve misyonuna ilgi duyan dernekler, vakıflar, sivil toplum kuruluşları (STK), kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör unsurları, akademik kuruluşların katılımına açıktır.

Kurucu Katılımcılar ile Platform çalışmalarına; Bilge Nesil Gençlik Bilişim Sanat Turizm Derneği, Öz Orman-İş Sendikası, Sahipkıran Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği, Türkiye Toprak Bilimi Derneği, Yeşil Türkiye Ormancılar Derneği temsilcileri yanında uzman ve yeni katılan STK’larla devam etmektedir.”

Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu’nun Önemli Çalışmaları;
1-      Çölleşmeyle Mücadele 12. Taraflar Konferansı Yan Etkinlik (Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik İnisiyatifi); Genel Kurul Salonunda Resmi Gençlik Deklarasyonunu okumuştur.
2-      Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik İnisiyatifi Beyin Fırtınası Çalıştayı; COP12’de alınan inisiyatifin platform olarak devam etmesi kararı alınmıştır (URL- 4).
3-      Daha Yeşil Bir Dünya İçin Genç Gel Gençlik Forumu, platformun Eylem Planı hazırlanmıştır. Bu Eylem Planı GSB Projesi haline getirilmiş ve çeşitli finans araçlarının geliştirlmesi çalışmaları devam etmektedir (URL- 5).
4-      Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Buluşması, Ankara’da 210 genç için bir konferans programı yapılmıştır(URL- 6).
5-      “Daha Yeşil Bir Dünya İçin STK’lara Yönelik Uluslararası Ağ” Yan Etkinliği Fas Agadir Şehrinde 20-24 Mart2017 tarihleri arasında yapılan Beşinci Akdeniz Ormancılık Haftası programında yapılmıştır.

Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu olarak 4-15 Eylül 2017 tarihlerinde Çin Ordos kentinde yapılacak COP13'de bundan sonra Çölleşme İçin Gençlik Forumu olarak anılacak programın ayrıntıları üzerinde çalışılmaktadır. Resmi bir tema belirlenerek Eğitim, Müzakere Süreci Eğitimi, Gençlik Buluşması, Ödüllü Yarışma Ve Yan Etkinlik Programı hazırlanması çalışmalarına katılacaktır.

3. Çölleşme Ve Arazi Tahribatına Karşı İşbirliği


3. 1. Çok Paydaşlı Ortaklıklar;

Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinden 17 hedef; Sürdürülebilir kalkınma için küresel ortaklığın uygulama araçlarını güçlendirmek ve küresel ortaklığı yeniden canlandırmak” olarak belirtilmiştir. Bu ana hedef altında “Çok paydaşlı ortaklıklar” hedefine odaklanmak gerekmektedir. Bu hedefin bünyesinde 17.16. Sürdülebilir Kalkınma Hedeflerine özellikle gelişmekte olan ülkeler olmak üzere bütün ülkelerde ulaşılmasının desteklenmesi için bilgi, uzmanlık, teknoloji ve finansal kaynakları seferber eden ve paylaşan çok paydaşlı ortaklıklar tarafından tamamlanan Sürdürülebilir Kalkınma için Küresel Ortaklıkların çoğaltılması belirtilmiştir. Bu hedefin göstergesi olarak; “17.16.1. “Sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılmasını destekleyen çok paydaşlı geliştirme etkinliği” belirtilmiştir.


Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu çok paydaşlılığı geliştirmek amaçlanmıştır. Bilgi ve tecrübe paylaşımı için kitlesel iletişim araçları yanında ortak çalışmalar yaparak bilgi ve kapasite artım çalışmaları yürütülmektedir. Mevcut Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu üyelerinin kendi çalışmalarını birbirlerine aktarabilmesi ve aynı küresel hedeflere yönelmek amacıyla her kuruluş ve uzman eşit seviyede söz sahibi olmaktadır.

3. 2. Kamu-Özel-Sivil Toplum İşbirliği

Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinden 17 hedef bünyesinde Çok paydaşlı ortaklıklar”  başlığında “17.17. Ortaklıkların deneyim ve kaynak sağlama stratejileri paydasına dayanan kamu, kamu-özel ve sivil toplum ortaklıklarının teşvik edilmesi ve desteklenmesibelirtilmiştir. Bu hedefin göstergesi olarak;; “17.17.1. Kamu-özel ve sivil toplum ortaklıklarına taahhüt edilen ABD doları miktarı” belirtilmiştir.

Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu kamu-sivil toplum işbirliğini güçlendirici çalışmalarını yürütmektedir. Kamunun ihtiyacına göre proje ve faaliyetlerini yürütmektedir. Orman ve su İşleri Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlıklarıyla temaslar halinde olmanın yanında Gençlik ve spor Bakanlığına proje teklifinde bulunulmuştur. Diğer finansal araçlardan faydalanmak için projeler diğer kuruluşlarla paylaşılmaktadır. Bunun yanında AB Sivil Düşün Programı ile Beşinci Akdeniz Ormancılık Haftası programına platformu temsilen 5 STK’dan 5 kişi katılması uygun bulunmuştur.

4. Sonuç ve Tartışmalar

Daha yeşil bir dünya için çölleşme ve kuraklığa karşı Sürdürülebilir Arazi Yönetimi (SAY) yaklaşımı, Arazi Tahribatının Dengelenmesi… gibi çözüm araçlarında edilen bilgi ve tecrübeler paylaşılmalıdır.
Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinden 17 hedef de belirtilen Çok Paydaşlı Ortaklıkların kurulması ve Kamu-Özel-Sivil Toplum İşbirliğinin sağlanması amacıyla Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu çalışmaları önemlidir.

Kaynaklar;

1.      Açıksöz, S., Topay, M., Yılmaz, B. 2008. “Arazinin Yanlış Kullanımından Kaynaklanan Sorunlar: Bartın Kenti Örneği”, Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi, 1, 155-167.
2.      Anonim, 2016, Sivil Toplum Kuruluşları için Teknik Yardım (TACSO, Batı Balkanlar ve Türkiye'de Bölgesel STK Ağları Raporu; http://tacso.org/doc/report_regional_cso_networks_2016.pdf
3.      Bai, Z., D. Dent, L. Olsson, and M.E. Schaepman. 2008. Proxy Global Assessment Of Land Degradation. Soil Use And Management 24:223-243.
4.      Çanga, M. 1995. Toprak Su Koruma, No: 1386, Ankara: Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları.
5.      URL- 1; http://www.unicankara.org.tr/v2/pages/posts/tarihi-birlesmis-milletler-zirvesinde-193-ueye-uelke-oybirligi-ile-yeni-suerdueruelebilir-kalkinma-hedeflerini-kabul-etti-1457.php#.VglEl_ntlBf
6.      URL- 2; Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Çölleşmeyle Mücadele;; http://sahipkiran.org/2015/09/30/surdurulebilir-kalkinma-hedefleri/,
8.      URL- 4; Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik İnisiyatifi Beyin Fırtınası Çalıştayı; http://sahipkiran.org/2015/11/05/etkinlige-davet-30/
9.      URL- 5; Daha Yeşil Bir Dünya İçin Genç Gel Gençlik Forumu; http://sahipkiran.org/category/daha-yesil-bir-dunya-icin-genc-gel-genclik-platformu/
10.  URL- 6; Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Buluşması; http://sahipkiran.org/2016/12/21/genclik-bulusmasi-gerceklesti/

 
xvalid home sitemap atom