logo

17 Mayıs 2018

ÇÖLLEŞME VE ARAZİ TAHRİBATINA KARŞI İŞBİRLİĞİ MODELİ


ÇÖLLEŞME VE ARAZİ TAHRİBATINA KARŞI İŞBİRLİĞİ MODELİ

 1.      Mustafa ÇETİN, Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü, cetin516@gmail.com;
2.      Benül Topuzoğlu, Öz Orman İş Sendikası;
3.      Süleyman Çetin, Bilge Nesil Gençlik Bilişim Sanat Turizm Derneği;

Özet (Bu yayın 2017 TOD Ormancılık Kongresinde de yayımlanmıştır.)

Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri (SKH) kapsamında 2030 yılına kadar erişilmesi öngörülen, geniş tabanlı, evrensel ve sürdürülebilir kalkınma kapsamında yoksulluğun yok edilmesi, eşitsizliklerle mücadele ve çevrenin korunması amacıyla 17 madde belirlenmiştir. Bu hedefler için tüm sektör, kurum ve ülkelerin çalışmalar yapması benimsenmiştir. Çölleşme ile mücadele, arazi tahribatının dengelenmesi ve ağaçlandırma çalışmalarında önemli başarıları olan Türkiye, Çölleşmeyle Mücadele 12. Taraflar Konferansı (AnkaraCOP12)’na ev sahipliği yapmıştır. Arazi Tahribatının Dengelenmesi hedefleri hem SKH ve hem de Ankara COP12 hedef ve çıktılarında önemli bir yere sahiptir.

Bu gönüllü hedeflere ulaşmak, ilgili STK’ların kurumsal kapasitesini arttırmak ve gençlik hedef kitlesi için çölleşme ve iklim değişikliği konularında farkındalık oluşturmak ve kapasite artırım çalışmaları yapılması amacıyla bir platform kurulmuştur. Bu Platformun amacına vizyonuna ve misyonuna ilgi duyan dernekler, vakıflar, sivil toplum kuruluşları (STK), kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör unsurları, akademik kuruluşların katılımına açıktır. Bu çalışmada çölleşme ve arazi tahribatına karşı işbirliği modeli çalışmaları aktarılacaktır. Diğer yandan çalışmada SKH ve Ankara COP12 hedef ve çıktılarına atıf yapan Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu çalışmaları raporlanacaktır.

Anahtar Kelimeler: Çölleşme, Çölleşmeyle Mücadele, Gençlik Platformu, Kalkınma, İşbirliği

1. Giriş

1. 1. Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri


Geniş tabanlı, evrensel ve sürdürülebilir kalkınma kapsamında yoksulluğun yok edilmesi, eşitsizliklerle mücadele ve çevrenin korunması amacıyla 2030 yılına kadar erişilmesi öngörülen 17 ana hedeften oluşan Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri, tarihi Birleşmiş Milletler Zirvesinde 193 üye ülkenin oybirliği ile kabul edilmiştir.

Ülkeler ve uluslararası toplum için yeni bir dönemin kapılarını açan sürdürülebilir kalkınma hedefleri ile her ülke, yoksulluğun ana nedenlerini ortadan kaldırmak, ekonomik büyümeyi ve refahı desteklemek ve halk sağlığı, eğitim ve sosyal ihtiyaçları karşılamak için adımlar atarken, aynı zamanda çevrenin korunması için de önlemler alacaklardır (URL- 1).

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon, Genel Kurul kararını takiben yaptığı açıklamada; “Bu yeni gündem, liderlerin tüm insanlar için verdiği bir sözdür. Kim nerede olursa olsun herkesin hedeflere ulaşılmasına katkı sağlaması gerekmektedir.” Söz konusu 17 hedefin insanlar ve dünya için yapılacak işler listesi olması gerekmektedir (URL- 2).

1. 2. Çölleşme ve Arazi Bozulumu


1992 Rio Zirvesi’nde ortaya çıkan Sürdürülebilir Arazi Yö­netimi (SAY) yaklaşımı, doğal kaynakları, potansiyellerini ve çev­resel işlevlerini koruyarak kullan­mayı öngörmektedir. Günümüzde 250 milyondan fazla insanın doğrudan çölleşme ve kuraklıktan etkilendi­ği düşünüldüğünde, arazi tahriba­tının önlenmesi, azaltılması ya da dengelenmesi ile tahribata uğramış arazilerin iyileştirilerek yeniden kul­lanıma sokulmaları önemli çözüm araçları haline gelmektedir. Toprağın 1 cm sinin oluşabilmesi için değişen toprak yapan faktörlerin etkisi altında 200 yıldan fazla bir sürenin geçmesi gerekmektedir (Çanga, 1995). Şehir merkezi etrafındaki verimli araziler ciddi tehdit altında bulunmaktadır (Açıksöz vd., 2005).

Toprağın değeri ve mevcut toprakların korunması gereği oluşum süresinin uzunluğunun yanında, özelikle Türkiye’de tarıma açılacak yeni arazilerin bulunmaması, hızla artan nüfus göz önünde bulundurulduğunda daha iyi anlaşılmaktadır. Toprak istenildiğinde üretilemeyen fakat çok kolay kaybedilebilen kısa sürede yenilenemeyen doğal kaynaktır.

Çoğunlukla insan aktiviteleri kaynaklı, rüzgâr ve su erozyonu, toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik veya ekonomik özelliklerinin kötüleşmesi, doğal vejetasyonun kaybolmasına arazi bozulumu denmektedir. Çölleşme ise Birleşmiş Milletler Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesine (UNCCD) göre, genellikle kurak, yarı kurak ve yarı nemli arazilerde arazi bozulumu olarak ifade edilmektedir. Kişi başına düşen kurak alan miktarı 1960’da 0,23 hektar iken günümüzde 0,39 hektara çıktığı tahmin edilmektedir.

Rio Zirvesi birbirini tamamlayan ve bir bütüne hizmet eden hedefler içeren üç Bir­leşmiş Milletler (BM) sözleşmesinin (Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi- UNCCD), İklim Değişikliği Çerçe­ve Sözleşmesi-UNFCCC) ve Biyolo­jik Çeşitlilik Sözleşmesi-UNCBD) doğumuna ev sahipliği yapmıştır. Bu üç sözleşmeye Rio Sözleşmeleri denilmektedir. Bu sözleşmelerden UNCCD’ye ta­raf olan 195 ülke Ekim 2015’de Ankara’da 12. Taraflar Konferansı’nda bulunmuş Çölleşme konusunun sadece Afrika olmadığı bilakis Arazi Tahribatının Dengelenmesi (ATD) hedefleriyle sorunun tüm dünyayı kapsadığı vurgulanmıştır. Diğer yandan Afrika, Güney Ekvator, Güney-Doğu Asya ve Güney Çin özellikle bozulmanın yoğun olarak görüldüğü alanlardır (Bai et al. 2008).

Arazi bozulumun ekonomik sonuçlarını tam olarak hesaplanmasa da, Nijer’de yapılan bir çalışma ile arazi bozulumu sebebi ile Nijer’in GSYİH’nın %22 oranında azaldığı tespit edilmiştir.

İnsanlığın karşılaştığı en büyük zorluklardan biri olan gıda güvenliği konusudur ve günümüzde 7 milyar olan 2050’de 9 milyara ulaşacak olan nüfusun gıda temini konusunu gündeme taşımaktadır. Bu sebeple; iklim değişikliği, su kaynaklarının azalması, toprak ve arazi tahribatı ve doğal kaynakların bozulumu gibi tehditlerle giderek büyümektedir  (URL-3).

Günümüzde 250 milyondan fazla insanın doğrudan etkileyen çölleşme ve kuraklığa karşı çözüm araçları; Sürdürülebilir Arazi Yönetimi (SAY) yaklaşımı, Arazi Tahribatının Dengelenmesi… gibi yaklaşımlardır. Bu yaklaşımları geliştirmek amacıyla Sivil toplum Kuruluşları çalışmalar yapmak ve tecrübelerini birbiriyle paylaşmaları gerekmektedir.

 Çevre korunması, dezavantajlı gruplara sosyal hizmetlerin sağlanması, enerji verimliliği konularında STK Platformları geliştirilmeli; STK Ağı Gelişim Modeli (ilerleme planı) oluşturulmalı; Platformların birlikte öğrenmeye, bilgilendirilmeye ve paylaşmaya açık olması gerekliliği; Yönetim ve finans konusunda güvenin tesis edilmesi gerekmektedir.” (Anonim, 2016).

2. Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu  

Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu Genel Sekreterliği resmi olmayan bir mutabakat metniyle Çölleşmeyle Mücadele 12. Taraflar Konferansı esnasında yapılan Yan Etkinlik Programında yakalanan sinerjiyle kurulmuştur.

İlgili üye STK’ların kurumsal ve gençlik hedef kitlesi için çölleşme ve iklim değişikliği konularında “ilgili gençler başta olmak üzere, orman, çevre, ziraat, toprak, biyoloji, doğa bilimleri… gibi bölüm gençlerinde/öğrencilerinde” farkındalık oluşturmak ve kapasite artırım çalışmaları yapılması amacını taşımaktadır. Platformun amaç, vizyon ve misyonuna ilgi duyan dernekler, vakıflar, sivil toplum kuruluşları (STK), kamu kurum ve kuruluşları, özel sektör unsurları, akademik kuruluşların katılımına açıktır.

Kurucu Katılımcılar ile Platform çalışmalarına; Bilge Nesil Gençlik Bilişim Sanat Turizm Derneği, Öz Orman-İş Sendikası, Sahipkıran Stratejik Araştırmalar Merkezi Derneği, Türkiye Toprak Bilimi Derneği, Yeşil Türkiye Ormancılar Derneği temsilcileri yanında uzman ve yeni katılan STK’larla devam etmektedir.”

Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu’nun Önemli Çalışmaları;
1-      Çölleşmeyle Mücadele 12. Taraflar Konferansı Yan Etkinlik (Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik İnisiyatifi); Genel Kurul Salonunda Resmi Gençlik Deklarasyonunu okumuştur.
2-      Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik İnisiyatifi Beyin Fırtınası Çalıştayı; COP12’de alınan inisiyatifin platform olarak devam etmesi kararı alınmıştır (URL- 4).
3-      Daha Yeşil Bir Dünya İçin Genç Gel Gençlik Forumu, platformun Eylem Planı hazırlanmıştır. Bu Eylem Planı GSB Projesi haline getirilmiş ve çeşitli finans araçlarının geliştirlmesi çalışmaları devam etmektedir (URL- 5).
4-      Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Buluşması, Ankara’da 210 genç için bir konferans programı yapılmıştır(URL- 6).
5-      “Daha Yeşil Bir Dünya İçin STK’lara Yönelik Uluslararası Ağ” Yan Etkinliği Fas Agadir Şehrinde 20-24 Mart2017 tarihleri arasında yapılan Beşinci Akdeniz Ormancılık Haftası programında yapılmıştır.

Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu olarak 4-15 Eylül 2017 tarihlerinde Çin Ordos kentinde yapılacak COP13'de bundan sonra Çölleşme İçin Gençlik Forumu olarak anılacak programın ayrıntıları üzerinde çalışılmaktadır. Resmi bir tema belirlenerek Eğitim, Müzakere Süreci Eğitimi, Gençlik Buluşması, Ödüllü Yarışma Ve Yan Etkinlik Programı hazırlanması çalışmalarına katılacaktır.

3. Çölleşme Ve Arazi Tahribatına Karşı İşbirliği


3. 1. Çok Paydaşlı Ortaklıklar;

Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinden 17 hedef; Sürdürülebilir kalkınma için küresel ortaklığın uygulama araçlarını güçlendirmek ve küresel ortaklığı yeniden canlandırmak” olarak belirtilmiştir. Bu ana hedef altında “Çok paydaşlı ortaklıklar” hedefine odaklanmak gerekmektedir. Bu hedefin bünyesinde 17.16. Sürdülebilir Kalkınma Hedeflerine özellikle gelişmekte olan ülkeler olmak üzere bütün ülkelerde ulaşılmasının desteklenmesi için bilgi, uzmanlık, teknoloji ve finansal kaynakları seferber eden ve paylaşan çok paydaşlı ortaklıklar tarafından tamamlanan Sürdürülebilir Kalkınma için Küresel Ortaklıkların çoğaltılması belirtilmiştir. Bu hedefin göstergesi olarak; “17.16.1. “Sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşılmasını destekleyen çok paydaşlı geliştirme etkinliği” belirtilmiştir.


Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu çok paydaşlılığı geliştirmek amaçlanmıştır. Bilgi ve tecrübe paylaşımı için kitlesel iletişim araçları yanında ortak çalışmalar yaparak bilgi ve kapasite artım çalışmaları yürütülmektedir. Mevcut Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu üyelerinin kendi çalışmalarını birbirlerine aktarabilmesi ve aynı küresel hedeflere yönelmek amacıyla her kuruluş ve uzman eşit seviyede söz sahibi olmaktadır.

3. 2. Kamu-Özel-Sivil Toplum İşbirliği

Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinden 17 hedef bünyesinde Çok paydaşlı ortaklıklar”  başlığında “17.17. Ortaklıkların deneyim ve kaynak sağlama stratejileri paydasına dayanan kamu, kamu-özel ve sivil toplum ortaklıklarının teşvik edilmesi ve desteklenmesibelirtilmiştir. Bu hedefin göstergesi olarak;; “17.17.1. Kamu-özel ve sivil toplum ortaklıklarına taahhüt edilen ABD doları miktarı” belirtilmiştir.

Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu kamu-sivil toplum işbirliğini güçlendirici çalışmalarını yürütmektedir. Kamunun ihtiyacına göre proje ve faaliyetlerini yürütmektedir. Orman ve su İşleri Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlıklarıyla temaslar halinde olmanın yanında Gençlik ve spor Bakanlığına proje teklifinde bulunulmuştur. Diğer finansal araçlardan faydalanmak için projeler diğer kuruluşlarla paylaşılmaktadır. Bunun yanında AB Sivil Düşün Programı ile Beşinci Akdeniz Ormancılık Haftası programına platformu temsilen 5 STK’dan 5 kişi katılması uygun bulunmuştur.

4. Sonuç ve Tartışmalar

Daha yeşil bir dünya için çölleşme ve kuraklığa karşı Sürdürülebilir Arazi Yönetimi (SAY) yaklaşımı, Arazi Tahribatının Dengelenmesi… gibi çözüm araçlarında edilen bilgi ve tecrübeler paylaşılmalıdır.
Sürdürülebilir Kalkınma Hedeflerinden 17 hedef de belirtilen Çok Paydaşlı Ortaklıkların kurulması ve Kamu-Özel-Sivil Toplum İşbirliğinin sağlanması amacıyla Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Platformu çalışmaları önemlidir.

Kaynaklar;

1.      Açıksöz, S., Topay, M., Yılmaz, B. 2008. “Arazinin Yanlış Kullanımından Kaynaklanan Sorunlar: Bartın Kenti Örneği”, Süleyman Demirel Üniversitesi Orman Fakültesi Dergisi, 1, 155-167.
2.      Anonim, 2016, Sivil Toplum Kuruluşları için Teknik Yardım (TACSO, Batı Balkanlar ve Türkiye'de Bölgesel STK Ağları Raporu; http://tacso.org/doc/report_regional_cso_networks_2016.pdf
3.      Bai, Z., D. Dent, L. Olsson, and M.E. Schaepman. 2008. Proxy Global Assessment Of Land Degradation. Soil Use And Management 24:223-243.
4.      Çanga, M. 1995. Toprak Su Koruma, No: 1386, Ankara: Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Yayınları.
5.      URL- 1; http://www.unicankara.org.tr/v2/pages/posts/tarihi-birlesmis-milletler-zirvesinde-193-ueye-uelke-oybirligi-ile-yeni-suerdueruelebilir-kalkinma-hedeflerini-kabul-etti-1457.php#.VglEl_ntlBf
6.      URL- 2; Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri ve Çölleşmeyle Mücadele;; http://sahipkiran.org/2015/09/30/surdurulebilir-kalkinma-hedefleri/,
8.      URL- 4; Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik İnisiyatifi Beyin Fırtınası Çalıştayı; http://sahipkiran.org/2015/11/05/etkinlige-davet-30/
9.      URL- 5; Daha Yeşil Bir Dünya İçin Genç Gel Gençlik Forumu; http://sahipkiran.org/category/daha-yesil-bir-dunya-icin-genc-gel-genclik-platformu/
10.  URL- 6; Daha Yeşil Bir Dünya İçin Gençlik Buluşması; http://sahipkiran.org/2016/12/21/genclik-bulusmasi-gerceklesti/

Havza Rehabilitasyon Projeleriyle Kazanılan Ağaçlandırma İvmesi


Bilindiği gibi Modern havza yönetiminin kökleri 19. yüzyıla kadar gitse de yaklaşım ilk olarak gelişmekte olan ülkelerde 1970’li yıllarda aşağı havza kaynaklarının ve altyapısının yüksek arazilerdeki doğal kaynak yönetiminde yapılan iyileştirmeler yoluyla korunması için tasarlanan programlarda öne çıkmıştır. Zaman içerisinde havza yönetim yaklaşımları kurak ve yarı kurak bölgelerde de denenmiştir.


Modern havza yönetiminin geçmişi 19. yüzyılın son çeyreğinde başlayan Alp Restorasyonu; 1930’larda ABD’de koruma hareketi ve Afrika’daki çeşitli yönetimlerin havza rehabilitasyon faaliyetlerine kadar uzanmaktadır. Öte yandan 1970’li ve 1980’li yıllarda gelişmekte olan ülkelerde havza tahrip sorunları ilk kez belirmeye başladığında, havza yönetim yaklaşımı da önem kazanmakla beraber yüksek arazilerdeki tahrip sebebiyle aşağı havzalarda oluşan hasarlara ilişkin ciddi endişeler havza yaklaşımının önemini arttırmıştı. Bu sorunları ele almak için ulusal ve bölgesel programlar oluşturulmuş ve örneğin 1976 yılında Endonezya bir Ulusal Havza Kalkınma Programı (Yeniden yeşillendirme ve ormanlaştırma) oluşturulmuştur. Bunun yanında Brezilya 1980’lerin ortasında Mikro Havzalarda Entegre Toprak ve Su Yönetim Programı olarak değişen bir toprak koruma programı başlatmıştır. Daha sonrası gelişen süreçte de 1990 yılında Hindistan, Yağmur Suyuyla Beslenen Alanlar için Ulusal Havza Geliştirme Programı oluşturmuştur. İlk Nesil Havza Rehabilitasyon Projeleri safhası bu şekilde başlamıştır.


Türkiye’ de yapılan ilk Çalışmalar 1950’li yıllarda su havzalarında ıslah çalışmaları olarak sel ve taşkın zararlarının azaltılması ve bu yolla mevcut barajların güvenliğinin sağlanması düşüncesi ile başlatılmıştır. Bu anlamda ilk projeler yukarı havzalarda toprak erozyonunun azaltılması için yapılar, su akış rejimini düzenleyen tesisler ve ağaçlandırmalar olarak düşünülmüştür. Bu arada doğal bitki örtüsünün korunması, mera alanlarında otlatmanın düzenlenmesiyle birlikte havzada yaşayan insanların gelirlerinin arttırılmasına yönelik çeşitli destekler sağlanmıştır. Aynı zamanda bu projelere paralel olarak odun tüketiminin azaltılması amacıyla konutlarda yalıtımın artırılması tedbirleri geliştirilmiştir. Orman Bakanlığı, DSİ ve Toprak Su Teşkilatı (Toprak Sulama ve Zirai Sulama Genel Müdürlüğü) tarafından yapılmış Gediz Havzasında ve Doğu Anadolu’daki çalışmalar ön plana çıkmaktadır.

Türkiye’de Havza Rehabilitasyon Projeleri ve Gelişim Evreleri

Ülkemizde çeşitli şekilde isimlendirilen havza sınırları ve isimleri 1980’li yıllarda çeşitli projelere konu edilmiştir. Daha çok ormancılık açısından, kırsal nüfus ile iletişim kurulmadan ağaçlandırma faaliyetinin ana faaliyet olduğu bunun yanında sulama kanalları ve göletlerinin yapıldığı, sel gibi afetler için teknik yapıların olduğu mühendislik projeleri olarak dikkat çekmektedir. Avan Projeleri ile alt yapısı hazırlanan bu çalışmalarda seri bazlı ormancılık faaliyetleri öngörülmüştür.

Ülkemizde 1990’lardan önce Orman Teşkilatı zaman zaman bazı yörelerde havza bazında çalışmayı öngören projeler hazırlamış ve büyük bir kısmını başarı ile uygulamıştır. Bu projelerin başında 1970 yıllarında mülga AGM tarafından havza bazında Havza Amenajmanı Etüt Planlama Raporları hazırlanmış ve bu raporlara dayalı olarak Tokat Behzat Deresi Erozyon Kontrolü Projesi, Çakıtçayı Erozyon Kontrolü Projesi ve Şiroçayı Erozyon Kontrolü Projesi gelmektedir.


Daha sonra ülkemizde 1990’lı yıllardan sonra Havza Rehabilitasyon Projeleri yürürlüğe konuşmuştur.

Dış kaynaklı ve iç kaynaklı Havza Rehabilitasyon Projeleri özet olarak (Harita-2);
1.      Doğu Anadolu Su Havzaları Rehabilitasyon Projesi (1992-2001),
2.      Anadolu Su Havzaları Rehabilitasyon Projesi (2005-2012),
3.      Çoruh Nehri Havzası Rehabilitasyon Projesi (2012-2019),
4.      Murat Nehri Havzası Rehabilitasyon Projesi (2012-2018),
5.      Konya Kapalı Havzası- Sürdürülebilir Arazi Yönetimi ve İklim Dostu Tarım Uygulamaları Projesi (2015-2018)

1.      Şanlıurfa; Tektek Dağları Gökdere Mikrohavzası Entegre Sel Kontrolu Projesi (2014-2016),
2.      Konya-Hadim ve Taşkent; Yukarı Göksu Havzası Gökdere Entegre Mikrohavzası Rehabilitasyon Projesi (2014-2017),
3.      Konya-Taşkent; Yukarı Göksu Havzası, Sazak-Avşar Entegre Mikrohavzası Rehabilitasyon Projesi (2015-2019),
4.      Karaman-Ayrancı; Başlamışlı-Kocadere Entegre Mikrohavzası Rehabilitasyon Projesi (2015-2019),
5.      Afyonkarahisar-Şuhut; Akarçay Havzası, Hüseyinli-Belenyurdu Entegre Mikrohavza Rehabilitasyon Projesi (2014-2018),
6.      Afyonkarahisar-Şuhut; Akarçay Havzası, Şuhutçayı Entegre Mikrohavza Rehabilitasyon Projesi (2015-2019),
7.      Konya-Bozkır-Hadim; Yukarı Göksu Havzası, Bağbaşı Barajı Entegre Mikrohavza Rehabilitasyon Projesi (2015-2019),
8.      Denizli-Çameli; Batı Akdeniz Havzası, Karanfilli Çayı Entegre Mikrohavza Rehabilitasyon Projesi (2016-2021),
9.      Manisa-Selendi; Gediz Havzası, Selendi Çayı Entegre Mikrohavza Rehabilitasyon Projesi (2017-2022),
Entegre Mikrohavza Rehabilitasyon Projeleri hazırlanmıştır.

Üçüncü kuşak Havza Rehabilitasyon Projeleri ile de havza planlama odaklı kırsal kalkınmaya önem veren orman tarım ve su alanında yatırımları içeren projelerle beraber ağaçlandırma çalışmalarında önemli derece de ivme kazanılmıştır.

Sonuç olarak geçmişten gelen ağaçlandırma çalışmaları ve destekleyici diğer çalışmalar Ağaçlandırma Seferberliği ile taçlandırılarak Havza Rehabilitasyon Projeleri ile de altın çağını yaşamaktadır. Diğer yandan tarım teşkilatı ve son dönemde belediyelerle beraber yürütülen projeler havza rehabilitasyon proelerinde önemli çalışmaların yapılmasına vesile olmuştur. Orman ve Tarım teşkilatları yanında belediyeler ile birlikte böylece önemli kırsal kalkınma hamleleri gerçekleştirilmiştir.

Kaynaklar;
1.      URL–1: URL: http://www.hayatnotu.com/ulkemizdeki-agaclandirma-calismalari.html. Erişim Tarihi: 12.10.2014.
2.      AGM, 2007. Ağaçlandırma Ve Erozyon Kontrolü Eylem Planı (2008-2012), T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Ankara.
3.      (Çetin, M., (2014) Ağaçlandırma Ve Erozyon Kontrolü Projelerinin Oluşturduğu Dışsallıkların Belirlenmesi: Balıkesir İli Örneği, Yüksek Lisans Tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Orman Mühendisliği Anabilim Dalı, Isparta)
4.      Çetin. M., (2015) Havza Rehabilitasyon Projelerinin Kırsal Kalkınmadaki Rolünün Değerlendirilmesi, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü Uzmanlık Tezi, Ankara, Ağustos 2015.

Türkiye Ağaçlandırma Çalışmalarının Kısa Tarihi


Bu çalışma Yüksek Lisans olarak hazırlanan (Çetin, 2014) ve Uzmanlık Tezi olarak hazırlanan (Çetin, 2015)  çalışmalarından faydalanılarak hazırlanmıştır.

Anadolu’daki Bilinen İlk Ağaçlandırma Çalışmaları

Türkiye’de ağaçlandırma çalışmalarının önemi çok geç anlaşılmıştır. Fatih Sultan Mehmet zamanında Haliç’i dolmaktan kurtarmak için Haliç sırtlarında ağaçlandırma yoluyla bazı tedbirlerin alındığı, Lâle devrinde İstanbul saray ve bahçelerinde bazı dikimlerin yapıldığı 1717 ve 1739 tarihli fermanlardan öğrenilmektedir. 1892 yılında İstanbul Halkalı ’da öğrenciler tarafından 20-25 dekarlık sahada yaptıkları Halep çamı, Sedir, Karaçam, Mazı, Dişbudak dikimleri ilk kayda değer ağaçlandırma çalışmalarıdır. 1916 da Tevfik Bey tarafından Kâğıthane Deresinde Fıstıkçamı ağaçlandırması yapılmış, yakın zamana kadar bu ağaçlandırmalardan kalıntılar tespit edilmiştir. Daha sonra 1916 da Hendek’te Orman Ameliyat Mektebine bağlı fidanlık kurulması ağaçlandırma çalışmalarına yeni bir boyut kazandırmıştır. 2. Dünya savaşından sonra Ankara Atatürk Çiftliği ağaçlandırması ve fidanlığının kurulması (1925), Ankara Anıttepe, Eskişehir- Kocakır ve Kalabak uçakla tohumlama ağaçlandırma çalışmaları, Yalova-Termal ağaçlandırmaları ile Tarsus-Karabucak Okaliptüs Ormanı tesisi(1938-44) o tarihe kadar yapılan en büyük ağaçlandırma çalışmalarıdır (URL-1).

Türkiye Cumhuriyeti Devleti, 1937 yılında yürürlüğe giden 3116 Sayılı Kanunla ağaçlandırma konusuyla ilgilenmeye başlamıştır. Bu Kanunla başta Orman Teşkilatı olmak üzere bazı kamu kurumları, tüzel ve özel kişiler ağaçlandırma yapmakla yükümlü kılınmış olmasına rağmen uygulamalar 1955 yılına kadar düşük seviyelerde seyretmiştir. 1955 yılında yapılan “Türkiye Ağaçlandırma Teknik Kongresi” bünyesinde alınan kararlar, 1956 yılında çıkarılan 6831 Sayılı Orman Kanunu, 1963 yılından itibaren başlatılan planlı dönem, 1969 yılında Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğü’nün kurulması ile birlikte planlara ve projelere dayalı ağaçlandırmalar geniş alanlarda gittikçe artan bir tempoyla gerçekleştirilmeye başlanmıştır.

Türkiye'de erozyonla savaş ilk defa 1937 yılında çıkarılan 3116 Sayılı Kanun'un 79. Maddesi'nde yer almıştır. Ülkemizde Marshall Planıyla ağaçlandırma fonu kurulmasına rağmen(1952) Türkiye Ağaçlandırma Ve Kavakçılık Teknik Kongresi 1955 yılında yapılıncaya kadar erozyon ile ilgili her hangi bir çalışma yapılamamıştır. İlk kez 1955 yılında Tokat İlinin sel taşkınlarından korunmasına ilişkin çalışmaları o günkü orman teşkilatı üzerine almıştır. Ülkemizin orman sınırları içinde kalan veya orman rejimine alınması gereken yerlerdeki erozyon kontrolü faaliyetleri 6831 Sayılı Orman Kanun'un 58.Maddesi'nde yer almaktadır. Kanunun 58. Maddesi şöyledir: "Devlet ormanlarının hudutları içindeki ırmak ve çay kenarlarını ve bunların kaynaklarını tanzim edecek, sellerin husulüne ve yer kaymalarına ve toprak aşınma ve taşınmalarına mani olacak her türlü ağaçlandırmalar ve teknik tedbirler orman idaresince yapılır."

Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Projeleri hakkında kanuni dayanak olarak Anayasamızın 169. ve 170. maddelerinde, orman ve orman köylüsüne ilişkin hükümler düzenlenmiştir. Buna göre; 169. madde “Devlet, ormanlarının korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli kanunları koyar ve tedbirleri alır” denilmektedir. Ayrıca 170. madde ise “ormanlar içinde veya bitişiğindeki köyler halkının kalkındırılması, ormanların ve bütünlüğünün korunması bakımlarından, ormanın gözetilmesi ve işletilmesinde Devletle halkın işbirliğini sağlayıcı tedbirleri alır” denilmektedir. Bunun yanında 6831 sayılı Orman Kanunu ve teşkilat kuruluş kanunları bulunmaktadır. Bunun yanında Çölleşme ile Mücadele Sözleşmesi, Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi, İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi, RAMSAR Sözleşmesi, BERN Sözleşmesi, CITES Sözleşmesi gibi ülkemizin de taraf olduğu uluslararası sözleşmeler de bulunmaktadır. Bu çalışmalar ağaçlandırma çalışmalarını destekleyici çalışmalar olarak sıranabilir.

Ağaçlandırma Çalışmalarının Kurumsallaşmasının Kısa Tarihi

Ağaçlandırma ve erozyon kontrolü çalışmaları OGM bünyesinde şube müdürlüğü(1937) seviyesinde hizmet vermeye başlarken, Ormanların devletleştirilmesi(1945) ile aynı yılda orman içi ağaçlandırma çalışmaları devlet eliyle başlamıştır. Ağaçlandırma Grup müdürlükleri 1956’de kurulmasını 1961 yılında Ağaçlandırma Ve Erozyon Kontrolü Daire Başkanlığının kurulması izlemiştir.

Nihayet Orman Bakanlığı bünyesinde Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğü kurulmuştur(1969). Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Genel Müdürlüğü çeşitli dönemlerde değişikliklere uğrasa da 2011 yılında Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü olarak görevine devam etmeyi sürdürmüştür.

Ağaçlandırma Seferberliği

Ormancılık Teşkilatınca 2008-2012 yıllarını kapsayan “Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliği Eylem Planı” hazırlanmış ve başbakanlık genelgesiyle ormancılık teşkilatları dahil diğer tüm kuruluşların da bu konuda ilgi göstermesi istenmiştir. Bu sayede eylem planı aracılığı ile ulusal dinamizm oluşturulmaya çalışılmış ve dikkatleri ağaçlandırmalar konusuna çekmiştir (AGM, 2007). Bu çalışma 4122 Sayılı Milli Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberlik Kanunu çerçevesindedir. Bu eylem planı 2 milyon 300 bin ha’lık alanda çalışma yapılması öngörülmüştür. Bu konuda ağaçlandırma projeleri, rehabilitasyon projeleri, erozyon kontrolü projeleri ve mera ıslahı projeleri hazırlanmıştır. Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Seferberliği Eylem Planı Sonuç Raporuna göre neticede 2.429.604 hektar alanda çalışma yapılmıştır

OGM, ÇEM, DKMP ve Tarım Reformu Genel Müdürlüğü arasında "Toplulaştırma Alanlarında Belirlenen Alanların Ağaçlandırılmasına" ait protokol gereğince tarla kenarı ağaçlandırmaları yapılmaktadır. Bugün ağaçlandırmalarla kurulan ormanlarımızdan yapılan bakım kesimleri sonucunda selüloz, yakacak odun, lif-yonga, odun dışı orman ürünleri ve diğer alanlarda kullanılabilecek ürünler elde edilebilmektedir. Böylece hem odun üretimine büyük bir katkı yapılmış olmakta hem de doğal ormanlarımızdan elde edilen diğer endüstri kollarında kullanılan yakacak ve yapacak emvali üretilmektedir. Bu konuda ‘Genç Meşçereler Bakım Seferberliği Eylem Planı (2012-2016)’ ortaya konulmuştur.

Yarı-Kurak alanlarda yapılan ağaçlandırmalar birçok amaca yönelik olmaktadır. Yapılacak ağaçlandırmanın amacı; odun üretimi, toprak muhafaza, erozyon kontrolü, yeşil kuşak ağaçlandırmaları, eğlendinlen, sel kontrolü veya su ekonomisinin düzenlenmesi olabilir. Kurak ve yarı kurak alanlarda bazı özel kategorilerde ağaçlandırmalar yapılabilmektedir. Bunlar; rüzgâr perdesi tesisi, kumul tespit ağaçlandırmaları, tuzlu topraklarda yapılan ağaçlandırmalar, bataklık alanlarda yapılan ağaçlandırmalar, meyvesinden faydalanmak üzere yapılan özel ağaçlandırmalardır. Bu konuda ÇEM Genel Müdürlüğü FAO ile birlikte birçok Çalıştay düzenlenerek “Kurak Alanlarda Ağaçlandırmalar Rehberi” hazırlamıştır.

Ülkemizde ağaçlandırma çalışmalarında birinci gaye birim alandaki topraktan en yüksek odun hâsılatı almaktır. Bu gayeye ulaşmak için ağaçlandırma çalışmalarında; yetişme ortamı şartları iyi olan ve özellikle yoğun kültür metotlarının uygulanabileceği sahalarda Hızlı Gelişen Türlerle yapılacak dikimlere önem verilmektedir. Ağaçlandırma alanlarında monokültürden kaçınmak için en az % 30 oranında yapraklı türlere yer verilmektedir. Bu oranın sağlanmasında doğal yapraklı türlerin gelişme özellikleri, yangına karşı dirençleri ve yetişme ortamı özellikleri dikkate alınmakta, mevcut yapraklı türlerin muhafazası ve yeni yapraklı tür dikimi suretiyle karışım sağlanmaktadır. Ağaçlandırma çalışmaları sırasında doğal flora ve faunanın oluşturduğu ekosistemin korunması ve geliştirilmesi amacına yönelik önlemler de alınmaktadır. Bu bağlamda; doğal vejetasyon içerisindeki endemik (sadece ülkemize veya o yöreye özgü) türler ile Ihlamur, Kestane, Ardıç, Yabani Kiraz, Alıç, Üvez, Porsuk, Şimşir gibi türlerin yanı sıra tıbbi ve hoş kokulu özellik taşıyan türler de münferit veya gruplar halinde muhafaza edilmektedir. Bunun yanında dere vejetasyonları da muhafaza edilmektedir.

Ülkemizde birçok özel sektör kuruluşu ve STK ağaçlandırma çalışmalarına katılmaktadır. Konya civarında yapılan ağaçlandırma çalışmaları dikkat çekmektedir. Konya Ticaret Borsasının “Konya’ya Bir Milyon Ağaç” ağaçlandırma projesiyle 2006’dan itibaren ceviz, badem, kiraz dikimine başlanmıştır. Ağaç yetişmesinin mümkün olduğuna dikkat çekilerek orman kurmanın önünü açmaya yönelik bir çalışmadır. Bu projeye paralel olarak tarım alanlarında kimyasal mücadeleye alternatif olarak “Biyolojik Mücadelede Ağaçlandırma Bilincinin Yaygınlaştırılması Projesi” yapılmıştır. Biyolojik mücadeleye araçlarından en önemlisi olan ağaçlandırmaya geçişte karşılaşılan en büyük eksikliğin ağaçlandırma bilinci eksikliğinin eğitim ve tarımsal danışman vasıtasıyla giderilmesi amaçlanmaktadır. Orman ağaçlandırma projesi olmayan bu çalışmada çok farklı bir amaç edinilmiş ve süne ile biyolojik mücadelede ağaçlandırmanın önemi konusu projenin ana temasını oluşturmaktadır. Bunun yanında Konya Karapınar TİGEM tarla kenarı ağaçlandırmaları günümüzde öne çıkan ve ülkemizin birçok zor yöresine örnek olacak çok önemli ağaçlandırmalardandır. Konya- Şeker Fabrikalarının yapmış olduğu ağaçlandırma projeleri ülkemizde gönüllü ağaçlandırma çalışmalarına örnek teşkil etmektedir. Bunun yanında birçok dernek, vakıf, sendika, okul ağaçlandırma çalışmalarına katılmaktadır.

Ülkemizde Özel Ağaçlandırma Çalışmaları da son zamanlarda çok yapılmakta olduğu görülmektedir. Bozuk vasıflı orman alanlarında ve boş orman topraklarında, Hazine arazilerinde, gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetindeki alanlarda Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından onaylanan proje doğrultusunda her türlü faydalanma ve korumanın ilgilisi tarafından yapılan çalışmalar olarak nitelendirilmektedir. Balıkesir İlinde birçok özel ağaçlandırma çalışması yapılmaktadır. Bu ağaçlandırmalarda daha çok tarımsal ormancılık anlayışıyla yatırımcıya gelir getirmesi amaçlanan ceviz, badem, kestane, antepfıstığı, menengiç, sakız ağacı, harnup, kuşburnu, defne, alıç, badem, mahlep gibi orman ağacı ve bitki türleri kullanılmaktadır.

Üretim amaçlı ağaçlandırma çalışmalarının yanında toprak korumaya, su dengesini sağlamaya veya rekreasyon ihtiyaçları karşılamaya yönelik çok amaçlı diğer ağaçlandırmaları da dikkate alma zorunluluğu vardır. Ağaçlandırma çalışmalarının erozyonu önleyici olmasının yanı sıra meskûn yerlerde rüzgâr, gürültü ve toz etkilerini azaltması, büyük sanayi kentlerinde havayı temizleyerek sağlığa katkı sağlaması da birer hizmet üretimidir. Nitekim ÇEM Genel Müdürlüğü Erozyonla Mücadele Eylem Planı, Yukarı Havza Sel Kontrolü Eylem Planı, Baraj Havzaları Yeşil Kuşak Ağaçlandırma Eylem Planı olmak üzere (2014-2017) üç adet Eylem Planı hazırlanmıştır.

Ülkede ormancılık sektöründe kamu ve özel kesim olarak yılda ortalama 21-22 milyon m3 odun ham maddesi üretimi yapılmaktadır(2014). Yurtiçi odun arz açığının kapatılması için 1986 yılından bu yana her yıl ortalama 1-1,5 milyon m3 endüstriyel odun ithalatı da gerçekleştirilmektedir.

Sonuç Olarak
Ağaçlandırma çalışmaları uzun yıllardır fidan üretim çalışmalarıyla kurumsal olarak devam etmektedir. Bu çalışmalar kurumsal olarak yine devam etmelidir. Marjinal alanlar, uzun yıllardır terkedilmiş sahipli sahalar, ihya edilmeyi bekleyen mera alanları, kamu alanları, sahipli olup ağaçlandırma isteyen sahalar, yol kenarı ağaçlandırmaları gibi alanlar ağaçlandırılmayı ve bunun için fidan üretimini beklemektedir.
Cumhurbaşkanlığı himayelerinde 21 Mart 2018'de Daha Yeşil Bir Türkiye Ağaçlandırma Seferberliği programı başlatıldı. Umarız daha çok çalışmalar yapılarak ülkemizin herbir tarafı bitkilendirilir ve fidan dikilerek ağaçlandırılır.

Kaynaklar;
1.      URL–1: URL: http://www.hayatnotu.com/ulkemizdeki-agaclandirma-calismalari.html. Erişim Tarihi: 12.10.2014.
2.      AGM, 2007. Ağaçlandırma Ve Erozyon Kontrolü Eylem Planı (2008-2012), T.C. Çevre ve Orman Bakanlığı, Ankara.
3.      (Çetin, M., (2014) Ağaçlandırma Ve Erozyon Kontrolü Projelerinin Oluşturduğu Dışsallıkların Belirlenmesi: Balıkesir İli Örneği, Yüksek Lisans Tezi, Süleyman Demirel Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Orman Mühendisliği Anabilim Dalı, Isparta).
4.      Çetin. M., (2015) Havza Rehabilitasyon Projelerinin Kırsal Kalkınmadaki Rolünün Değerlendirilmesi, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğü Uzmanlık Tezi, Ankara, Ağustos 2015.


5 Nisan 2018

Havza Palanlama ve Proje Eğitimi Notları

Yedinci Havza Planlama ve Proje Eğitimi Notları


ÇEM Genel Müdürlüğü’nce yapılan Havza Planlama ve Proje Eğitimi, akademisyenler, paydaş kurum ve kuruluş temsilcilerinin katılımı ile Elazığ’da 28 Mart 2018 tarihinde Elazığ Orman Bölge Müdürlüğümüz ev sahipliğinde başladı.

Programın açılış konuşmalarını sırasıyla Havza Planlama Ve Arazi Islahı Daire Başkanı Kürşat Yıldırım, “Bizim için zamanlarını ayırıp gelen çok özel ve çok kıymetli hocalarımız, kıymetli kurum temsilcileri özelikle bu eğitimi ÇEM ve Orman Genel Müdürlüklerimizle beraber yapmanın heyecanı içindeyim.” Dedi. Sayın Yıldırım konuşmalarını, arazilerin ıslahı için havza plan projeleriyle ormancılık hizmeti vermenin öneminden bahsederek konuşmalarını sonlandırdı.
UNCCD Kuzey Akdeniz Bölgesel Koordinasyon Merkezi Koordinatörü Erdoğan Özevren, konuşmalarında bölgesel koordinasyon merkezinin açılış hikayesi ve çölleşmeyle mücadele çalışmalarının raporlanmasında Türkiye’nin önemli başarısını anlattı.
Elazığ Orman Bölge Müdürümüz Ziya Polat, Bölge Müdürlüğümüz ev sahipliğinde tertip edilmesinde emeği geçenlere teşekkürlerini sunarak. “Murat Havzası Rehabilitasyon Projesi kapsamında 2013’den beri bölge müdürlüğümüzün entegre havza rehabilitasyon projeleri uygulamaya aldığını ve bu kapsamda 25 mikro havza planının yapılıp uygulamaya geçildiğini ifade etmek istiyorum.” Dedi. Sayın Bölge Müdürümüz Ziya Polat konuşmalarını Elazığ ili hakkında kısaca bilgi verdikten sonra Eşrefi Mahlukat olan insana havza bazlı hizmet sunmanın öneminden bahsederek ormancılık hizmetleri konusunda bölge müdürlüğümüz olarak önemli mesafeler kat ettiğini ifade etti. Sayın Polat; “Sayın Cumhurbaşkanımızın dediği gibi Vijdanların çölleştiği bir dünyada arazilerin çölleşmesini engellemek imkansızdır” sözünü yineleyerek konuşmalarını sonlandırdı.
Eskişehir Orman Bölge Müdürü Recep Temel, Yukarı Havza Havzası Arazi Tahribatının Dengelenmesi Projesi kapsamında yapılacak entegre havza rehabilitasyon projeleri için ekibimle geldim. Buradaki bölge müdürlüğünün bilgi ve tecrübelerinden istifade etme imkânı bulacağız.” Dedi.
Toprak Muhafaza Ve Havza Islahı Daire Başkanı Fahrettin Ay, öncelikle Orman Genel Müdürünün saygı ve selamlarını arz ederek havza planlama projelerinde Fayda Maliyet ile GZFT analizlerinin iyi yapılması ve kurumlar arazı eşgüdümün öneminden bahsettiler. Konuşmalarında; “Bilindiği gibi 645 sayılı kararnameyle sadece orman alanlarında değil artık tüm arazilerde arazi tahribatının dengelenmesi hedeflerinin gerçekleştirilmesinde ve havza bazlı çalışmalarında ele alabilmemizin önü açılmıştır. Diğer yandan yöredeki insanlardan muvafakat alınarak birçok arazide çalışabileceğimizi dile getirmek istiyorum.” Dedi.

Ağaçlandırma Daire Başkanı İbrahim Yüzer, “Her eğitimde mesafe aldığımızı görmenin heyecanını sizinle paylaşmak istiyorum. Katılımcı profiline baktığımızda 11 Orman Bölge Müdürlüğünden önemli uygulayıcıların katıldığını görüyorum. Ülkemizde çalışma alanı olarak marjinal alanların kaldığını belirtmek istiyor ve havza bazlı projeleri uygulanmasının çok önemi olduğunu ifade etmek istiyorum” diye konuşmalarını tamamladı.
Çölleşme Ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürü Mehmet Mustafa Gözükara, açılış konuşmaları yaptılar. Açılış konuşmasında Genel Müdürümüz kurum olarak çölleşmeyle mücadele ve arazi tahribatının dengelenmesinde kat edilen mesafe hakkında bilgiler verdi.
Konuşmasına “Hazırlanan havza plan ve projeleri Orman ve Su İşleri Bakanlığı birimleri, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ilgili birimleri ve Yerel Yönetimlerle uygula imkanı bulmaktadır” dedikten sonra konuşmalarına şu şekilde devam etmiştir; “Üçüncü kuşak Havza Rehabilitasyon Projelerinde doğal kaynakların korunması ve geliştirilmesinin yanı sıra su kaynaklarına olan ihtiyacın artması nedeni ile entegre su yönetimi de projelere ilave edilmiş ve izleme ve değerlendirmenin önemi kavranmıştır. Bir işin yolunda gidip gitmediğini söyleyen bir nevi uyarı sistemi olan İzleme Ve Değerlendirme sistemi önem verilmesi gereken diğer bir konudur. İzleme, karar vericileri kritik noktalar ve sorunlarla ilgili olarak zamanında uyarır, Acil çözüm gerektiren problemleri, doğru zamanda müdahale edebilme imkânı sağlar. İzleme ile ‘Uygulamalar doğru yapılıyor mu?’ ve Değerlendirme de ise ‘Doğru uygulamalar yapılıyor mu?’ sorusunda cevap aranır. İzleme ve değerlendirme ile uygulamaların başarılı olup olmadığı, proje öncesi havzadaki başlangıç bilgilerinin tespiti ile ortaya çıkmaktadır. Ancak, proje uygulamaları ile ortaya çıkan ve havzadaki gerçek değerlere dayanan değişimlerin, bir İzleme ve değerlendirme sisteminin bir veri tabanında toplanması da gerekmektedir. Bu konuda projelerimizi hayata geçirdik. Genel Müdürlük olarak AraziMobile adında bir yazılımı yapıldı. Toprak Bilgi Sistemini kurduk Laboratuvar kaydı sistemi ile bağlantısı yapıldı. Yapılacak tüm projelerin bilgileri otomatik olarak bu sisteme girebilecek ve oluşturulan toprak veri tabanından istenilen bilgiler alınabilecek ve çalışmalarda kullanılabilecektir. Özellikle Orman Bölge Müdürlüklerimizden Etüt Projecilerin ve ihale ile yaptırılan projelerde yüklenicilerin bu sistemi kullanmaları önem arz etmektedir.” Dedi.

“Genel Müdürlüğümüz projelerin hazırlanmasında, ulusal-uluslararası eğitim ve izleme/değerlendirme sistemlerinde oldukça mesafe kat etmiştir.” Diyerek uygulayıcı kurumlara teşekkürlerini iletmiştir.
Sayın Genel Müdürümüz konuşmalarını şu şekilde tamamlamıştır; “Bakanımız Sayın Prof.Dr.Veysel EROĞLU göreve geldiğinde sadece orman alanlarında değil, tüm vatan sathında ormancılık çalışmalarının yapılacağını talimatlandırmıştır. Bu minvalde, membaından mansabına yukarıdan aşağı tüm arazileri ihya etme gayesiyle havza bazlı her türlü arazide Entegre Rehabilitasyon Projelerinin uygulanmasının önemini bu vesileyle tekrar vurgulamak istiyorum.” Dedi.

Havza Planlama ve Proje Eğitimi teorik ve arazi çalışmaları olarak 2 kısma ayrılmaktadır. Teorik kısımda havza planlama hakkında teorik bilgilerden sonra eğitimin arazi çalışmaları kısmında; Murat Nehri Havzası Rehabilitasyon Projesi (MHRP) izleme ve değerlendirme ile gelir getirici ve refah arttırıcı faaliyetlerin iyi uygulama örnekleri (Sarıkamış ve Gezin Mikrohavza Projeleri) yerinde incelenecektir.

Sunumların olduğu teorik kısımda sırasıyla konuşmacılar 2 gün boyunca bilgi ve tecrübelerini aktardılar. Havza Entegre Rehabilitasyon Projeleri konulu sunumunda Şube Müdürü Selim ŞAHİN; havza konusunda çeşitli tanımlardan ve havza rehabilitasyon projelerinin yasal dayanaklarını anlattılar. Sunumunda daha önce hazırlanan ve uygulanan projelerdeki koordinasyon ve katılımcılık çalışmalarını yansıttılar.
Havzalara Farklı Bakış konulu sunumunda Prof. Dr. Tuncay NEYİŞÇİ; “Ekoloji konusunu ele alan ormancı meslektaşlarımızın ekoloji terimi bünyesinde entegre ve koordinasyon anlamlarının olduğunu unutmamalıdırlar.” dedi.
Projelerde Uluslarası Süreçler konulu sunumunda UNCCD Akdeniz Bölge Ofisi Koordinatörü Erdoğan ÖZEVREN, havza rehabilitasyon projelerine fon sağlayan kuruluşları ve Yukarı Sakarya Havzası ATD Projesi’nin GEF 6 kapsamında yazılması aşaması hakkında tecrübelerini paylaştı.
Havza Entegre Rehabilitasyon Projelerinde Fayda - Maliyet Değerlendirme İmkânları konulu sunumunda Emekli Orman Yüksek Mühendisi Muzaffer DOĞRU; Havza Rehabilitasyon Projelerinde fayda maliyet analizi yöntemleri hakkında bilgi verdi.
Havza Entegre Rehabilitasyon Projelerinde Sosyo-Ekonomik Analiz konulu sunumunda Prof. Dr. Sezgin ÖZDEN; kalkınma ve büyümenin farklı olduğunu hane başı gelirin kalkınmışlık seviyesini göstermediğini ifade ettiler. Konuşmalarını kalkınma seviyesinin İnsani Kalkınma Endeksi (HDİ), GSYİH ve sosyo Ekonomik Analiz Göstergeleri (SEGE) gibi verilerle ölçülebildiğini ifade ettiler.
Örnek Uygulama: MNHRP (Elazığ-Bingöl-Muş)     konulu sunumunda Elazığ Orman Bölge Müdürü Ziya POLAT; proje gidişatı hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir. Konuşmasında; “Murat Nehri Havzası Rehabilitasyon Projesi Doğu Anadolu’da Fırat Nehrinin iki ana kolundan biri olan Murat Nehri boyunca Elazığ, Bingöl ve Muş illerini kapsamaktadır. Proje; sürdürülebilir bir doğal kaynak yönetimi için devletin ilgili birimleri ile yerel halkın katılımını sağlayan katılımcı bir projedir. Bakanlığımız, BM Uluslararası Tarımsal Kalkınma Fonu ve DAP Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı ile yürütülecek 7 yıllık (2013-2019) bir projedir. Tabii Kaynakların İyileştirilmesine Yönelik Yatırımlar kapsamında çalışma yapılan 25 mikrohavzada; bugüne kadar 20.975 hektar ağaçlandırma, erozyon kontrolü, rehabilitasyon ve mera ıslahı çalışması yapılmış olup yaklaşık 16 milyon fidan toprakla buluşturulmuştur. Hayat Şartlarının İyileştirilmesine Yönelik Yatırımlar kapsamında çalışılan 25 mikrohavzada, 2013 yılı sonundan bugüne kadar 182 köyde, 14.416 haneye ve 79.541 kişiye ulaşılmıştır.
Yetişme Muhiti Şartlarının Değerlendirilmesi konulu sunumunda Etüt Proje Daire Başkanı Beytullah FİDAN, toprağın asidik, bazik veya magmatik oluşuna bakmalıyız. Toprak oluşum zamanları hakkında önemli bilgiler veren çağlara dikkat etmeliyiz. Örneğin jeolojik olarak 3. zamanda meydana gelen Bor Linyit ve Petrol arazilerinin ve 4. zamanda meydana gelen denizlerimiz ve kıyılarımızın yeni oluştuğunu dile getirebiliriz. Yani bu bölgelerde yer yer oluşum ve değişimler devam etmektedir.” dedi.
Örnek uygulama: Denizli Çameli Karanfilli konulu sunumunda Denizli Orman Bölge Müdür Yardımcısı Erol Pehlivan bölgemizde yaşanan bir sel felaketiyle başlayan havza rehabilitasyon projemizi ele almaya başladık. Çameli Orman İşletme Müdürü Hakan Uysal’da projelerin hazırlanmasında ve uygulanmasında katkılarını esirgemeyen bölge müdürüm ve ÇEM Genel Müdürlüğüne teşekkür ediyorum diye sunuma katkıda bulundular. Kütahya Orman Bölge Müdür Yardımcısı Hakan Orhan yeni hazırlanacak entegre havza rehabilitasyon projesi için heyecanlarını ifade ettiler.
Dış Kaynaklı Projelerde Yönetim konulu sunumunda Proje Yönetici Yardımcısı Yahya Acıkmaz; “ MHRP’nin uzmanları, işletme şefleri, ATM şefleri, fidanlık şefleri, muavinleri, müdürleri, şube müdürleri, bölge müdürleri, daire başkanlıkları, genel müdür yardımcıları, genel müdürümüz ve aynı şekilde diğer kurumların ilgili tüm temsilcilerinin eşgüdümü içinde devam etmektedir. Her bir kurum yetkilisinin projeyi sahiplenmesiyle önemli mesafeler kat edilebilmektedir.” dedi.
HERP'lerinde Karşılaşılan Sorunlar konulu sunumunda Salih DEMİREL; projelerin hazırlanması, uygulanması ve izleme değerlendirme aşamalarında karşılaşılan sorunlarda bilgi ve tecrübelerini aktardılar. Yıllık ormancılık programlarıyla havza bazlı projelerin programlarının eş güdüm içinde olması gerektiğini ifade ederek; “Hayvancılıkla uğraşan köylerin köye yakın yerlerde büyük çaplı ormancılık çalışması yapılmasını istememektedir. 2B çalışması yapılmadığından vatandaş tarımsal teras istememektedir. OGM ve ÇEM’in mutabakata aldığı 19. 12. 2017 tarihli işbirliği ve bunun talimatlandırılması uygulayıcıları rahatlatmıştır.” dedi. Sunumlarını Artvin Bayburt Erzurum illerinde uygulanmakta olan Çoruh Nehri Havzası Rehabilitasyon Projesi tanıtımını yapılıp proje gidişatı hakkında bilgiler vermiştir.
SAY-İDT uygulamaları konulu sunumunda FAO- SAY Projesi Ulusal Koordinatörü Dr. Fatma Güngör; dış kaynak ta kullanılan projelerin diğer farklı faydalarından biride yapılan iyi uygulamaların tüm dünyaya raporlanabilmesidir. Biz uluslararası fonlardan hem faydalanıcı ve bu fonlara katkımız dolayısıyla taahhüt edici(donör) konumdayız.
MNHRP İ/D uygulamaları konulu sunumunda Uzman Serpil ACARTÜRK; hedeflenen proje çıktılarındaki son durum hakkında bilgiler verdiği sunumunda; “Faaliyet maliyet izlenmesi ile (UA ile bitki örtüsü, sosyo ekonomik durum ve erozyon durumu ile) proje etkisin izlenmesi yapılabilmektedir.” dedi.
Havza İzleme ve Değerlendirme Faaliyetleri ve HİDS-POS konulu sunumunda Orman Mühendisi Mesut YILMAZ; genel müdürlüğümüzün izleme projelerini anlattığı sunumunda Arazi Mobil ve Toprak Bilgi Sistemi’nin uygulayıcılara sunacağı hizmetlerden bahsetti.
Eğitim açılış konuşmaları ve teorik sunumların yapılmasından sonra arazi programıyla devam etti. Arazi programı Murat Nehri Havzası Rehabilitasyon Projesi (MHRP) izleme ve değerlendirme ile gelir getirici ve refah arttırıcı faaliyetlerin iyi uygulama örnekleri Sarıkamış köyü ve Gezin Beldesindeki Mikrohavza Projeleri yerinde incelendi.


Havza Plan ve Proje Eğitimi kapsamında; Elazığ ili Büyükçay mikrohavzası Sarıkamış köyü ziyaret edildi. Ziyaret kapsamında açıklamalarda bulunan Orman Bölge Müdürü Ziya Polat; “Değerli katılımcılar MHRP kapsamında sadece bu köyde 395,90 ha erozyon kontrolü, 1 adet sıvat, 1 adet hayvan gölgeliği, 868 da buğday arpa verimini iyileştirme, 201 da yem bitkisi üretimi, 17 adet hayvan barınaklarının iyileştirilmesi, 4 adet ağıl yapımı, 210 da bağ terbiye sistemi, 61 da ceviz bahçesi kurulumu, 13 adet sera, 2 adet sulama havuzu, 165 da tarla içi damlama sulama tesisi, 2 adet köy çeşmesi, 32 adet güneş enerjisi, 47 adet hane izolasyonu, 138 adet kuzine soba, 1 adet ekmek fırını ve 1KW güneş enerjisi elektrik üretimi tesis edilmiştir.” dedi. Çölleşme ve Erozyonla Mücadele Genel Müdürlüğünün proje kapsamında kurduğu izleme ve değerlendirme sistemiyle tüm mikrohavzaların öncesi sonrası ele alındığını ifade etti.

Son olarak “Elazığ Uluslararası Erozyon Ve Sel Kontrolü Model Eğitim Ve Uygulama Proje Alanı” hakkında tanıtım yapıldı. Elazığ İli, Maden İlçesi Gezin Beldesinde Hazar Gölü kıyısına yakın bir bölgededir ve Gezin fidanlığına 13 km mesafededir. Proje sahası 30 ha’lık alanı kapsamaktadır. Çalışılacak alanlarda eski ve yeni yamaç ve oyuntu ıslahı çalışmaları yapılmıştır. Yamaç Islahı Tesisleri (Çalı Demetli Teras, Örme Çit Teras, Geonet Çit Teras, Kafes Tel Çit Teras, Taş Kordon, Ay Teras, Geocell Geonet serme,  Çizgi tesisleri), Oyuntu Islahı Yöntemleri (Harçlı eşik, Miks eşik,  Kutu Gabyon,  Kuruduvar eşik,  Kafes tel eşik, Ahşap eşik, Geonet eşik, Canlı eşik, Geosentetik, çuvallı sedde, Lastik eşik, Çalı takviyeli toprak sedde, Canlı eşik) yapıları görüldü. Şube Müdürü Mahmut Kılıç katılımcılara alanı tanıttı ve “Uygulayıcıların yapılabilecek tesisleri yerinde görmesi için Erozyon ve Sel  Kontrolü tesislerinin standart uyumalarının olduğu erozyon ve sel kontrolü  eğitim ve uygulama alanı oluşturulmuştur.” dedi.

Uzman Serpil Acartürk ve Mahmut Yılmaz rehberliğinde Elazığ ili Büyükçay ve Çapakçur Mikrohavzasında İzleme Sistemi kapsamında tesis edilen; Sediment Ölçüm İstasyonları,  Yüzeysel akış parselleri, Siltasyon Havuzları yerinde görüldü.
Prof. Dr. İbrahim ATALAY ve Prof. Dr. Tuncay NEYİŞÇİ mihmandarlığında devam eden program sertifikaların takdim edilmesiyle tamamlandı. Eğitme 84 kişi katıldı.








 
xvalid home sitemap atom